Teknolojinin hayatimiza girmesiyle birlikte insan iliskileri de kokten degisti. Artik yuz yuze konusmak yerine mesajlasmak, bir araya gelmek yerine video gorusmeler tercih ediliyor. Bu dijital donusum hayatimizi kolaylastirdi mi, yoksa bizi birbirimizden uzaklastirdi mi? Bu sorunun cevabi sanildigindan daha karmasik.
Sosyal medya platformlari milyarlarca insani birbirine bagliyor gorunurde. Facebook, Instagram, Twitter gibi platformlarda yuzlerce arkadasimiz var ama kac tanesiyle gercek bir bag kurabiliyoruz? Arastirmalar gosteriyor ki sosyal medyada cok fazla zaman geciren insanlar daha yalniz hissediyor. Cunku dijital etkilesim, yuz yuze etkilesimin yerini alamiyor.
Bir insanin yuz ifadesini gormek, ses tonunu duymak, dokunmak, ayni mekani paylasmak... Bunlar dijital ortamda mumkun degil. Emojiler gercek duygularin yerini tutamaz, bir kalp emojisi gercek bir sargilmanin sicakligini veremez. Biz insanlar fiziksel varliklariz ve fiziksel baglantiiya ihtiyac duyariz.
Pandemi sureci bu gercegi acik bir sekilde gosterdi. Evlere kapandigimizda, dijital araclarla iletisimimizi surdurduk ama cogu insan derin bir yalnizlik yasadi. Zoom toplantilari is gorusmeleri icin yeterli olabilir ama bir arkadas sohbetinin, bir aile yemeginin, bir kahve molasinin yerini alamaz.
Peki bu dijital cagda gercek iliskileri nasil koruyabiliriz? Birincisi, teknolojiyi bir arac olarak gormeli, amac olarak degil. Telefon bir iletisim aracidir ama iletisimin kendisi degildir. Ikincisi, bilingli kullanim sart. Yemek masasinda telefonlari bir kenara koymak, sohbet ederken goz temasi kurmak, dinlemek ve gercekten anlamaya calismak gerekiyor.
Dijital detoks kavrami son yillarda cok konusuluyor ve bunun iyi bir sebebi var. Haftada bir gun telefonsuz gecirmek, sosyal medyaya ara vermek, dogada vakit gecirmek ruhsal sagligimiz icin buyuk fayda sagliyor. Bu detoks sayesinde gercek dunyanin ne kadar guzel oldugunu yeniden kesfediyoruz.
Cocuklar ve gencler icin durum daha da kritik. Dijital yerliler olarak adlandirilan bu nesil, ekranlarla buyuyor. Sosyal beceriler, empati, sabir gibi ozellikler yuz yuze etkilesimle gelistirilir. Eger cocuklar sadece ekran uzerinden iletisim kurarsa bu becerileri yeterince gelistiremeyebilir.
Iste tam bu noktada ailelerin ve egitimcilerin rolu buyuk. Cocuklara teknolojiyi dogru kullanmayi ogretmek, ekran suresi sinirlari koymak ve yuz yuze etkilesim firsatlari yaratmak gerekiyor. Teknoloji dusmani olmak gereksiz ama teknoloji bagimlisi olmak tehlikeli.
Sonuc olarak dijital cag geri donulemez bir surecttir ve teknolojiyi reddetmek cozum degildir. Cozum, teknolojiyi bilinli kullanmayi ogrenmek ve gercek insan iliskilerine oncelik vermektir. Bir mesaj yerine bir telefon aramasi, bir begeni yerine samimi bir sohbet, bir emoji yerine gercek bir gulumbseme. Kucuk adimlar buyuk farklar yaratir.
Unutmayalim ki teknoloji insanlar icin yaratildi, insanlar teknoloji icin degil. Birbirimize dokunmak, goz goze gelmek, ayni havayii solumak hala en degerli iletisim bicimidir ve hic bir teknoloji bunun yerini alamayacaktir.
bence çok kıymetli gerçekten
süreçler nasıl peki
gerçekten çok güzel
Harika düşünceler, eline sağlık.
Kaynakça zenginliği de çok güzel.