Kultur ve sanat bir toplumun aynasiidir. Bir milletin kim oldugunu, nereden geldigini ve nereye gittigini anlamak istiyorsaniz sanatina bakin. Muzigine, edebiyatina, sinemasina, resmine, mimarisine bakin. Orada toplumun ruhu, acilari, sevincleri ve hayalleri gizlidir.
Turkiye sayisiz medeniyete ev sahipligi yapmis bir cografyadir. Hitit, Frig, Lidya, Yunan, Roma, Bizans, Selcuklu, Osmanli... Her biri kendine ozgu bir sanat anlayisi birakti bu topraklarda. Bu zenginlik dunya uzerinde pek az ulkede bulunur. Antik tiyatrolar, camiler, kiliseler, saraylar, han ve hamamlar bu kulturel zenginligin somut kanitlaridir.
Ancak bu mirasimizin onemli bir kismi yok olma tehlikesiyle karsi karsiya. Ihmal, yanlis restorasyon, kentsel donusum ve dogal afetler kulturel varliklarimizi tehdit ediyor. UNESCO koruma programlari ve restorasyon calismalari onemli adimlar olsa da yeterli degil. Toplumsal farkindalik ve bireysel sorumluluk da gerekli.
Sanat sadece gecmisin koruyucusu degil, bugununn ifadecisi ve gelecegiin yol gostericisidir. Gunumuz sanatcilari toplumsal sorunlara dikkat cekiyor, soru soruyor, tabu konulari gundeeme getiriyor. Sinema, tiyatro, muzik ve gorsel sanatlar toplumsal degisimin katalizoru olabiliyor.
Turk sinemasi son yillarda uluslararasi arenada buyuk basarilar elde etti. Nuri Bilge Ceylan in Cannes de altin palmiye kazanmasi, Turk filmlerinin uluslararasi festivallerde gosterilmesi, dijital platformlarda Turk dizilerinin kuresel izleyici kitlesine ulasmasii... Bunlar Turk sanatinin gucunu gosteriyor.
Muzik alaninda da Turkiye nin muazzam bir zenginligi var. Halk muziginden klasik Turk muzigine, poptan rock a, elektronikten jazz a kadar genis bir yelpaze. Anadolu nun her yoresinin kendine ozgu bir muzik geleneegi var ve bu gelenekler yasatilmayi hak ediyor.
Sanat ayni zamanda guclu bir terapi aracidir. Muzik terapisi, resim terapisi, dans terapisi gibi yontemler dunyada giderek yaygiiinlasiyor. Turkiye de de sanat terapisi uygulamalari son yillarda artti. Ozellikle travma yasamis bireyler, cocuklar ve yaaslilar icin olumlu sonuclar elde ediliyor.
Sanat yapmak icin sanatci olmak gerekmez. Bir kagida cizim yapmak, bir sarki soylemek, dans etmek veya siir yazmak bile ruhsal iyilesmeye katki saglayabilir. Sanat icsel duygulari disari vurmamizin, kendimizi ifade etmemizin ve baskaalariyla bag kurmamizin en guzel yollarindan biridir.
Kulturel mirasimizi korumak kimligiimizi korumaktir. Gecmisimizi bilmeden gelecegimizi saglam temeller uzerine kuramayiz. Ama sadece gecmise takili kalmak da dogru degil, gecmisten ogrenip bugunu yasarken gelecegi insa etmeliyiz. Sanat tam da bu dengeyi saglar: Kokleriimizi hatirlatirken kanatllarimizi acar.
Hepimizin icinde bir sanatci var, hepimizin bir hikayesi var, hepimizin soylleyecek bir sozu var. Sanat bu sozleri duyurmamizin, bu hikayeleri paylasmamizin ve bu dunyada bir iz birakmamizin en guzel yoludur. Sanatla yasamak, tam anlamiyla yasamaktir.
Böyle kaliteli içeriklere ihtiyacımız var.
Harika düşünceler, eline sağlık.