Turkiye de egitim konusunda son yirmi yilda onemli adimlar atildi. Okulllasma orani artti, yeni universiteler acildi, dijital altyapi guclendirildi. Ancak firsat esitligi hala ulkenin en buyuk sorunlarindan biri olmaya devam ediyor. Buyuk sehirlerdeki bir ogrenci ile kirsal kesimdeki bir ogrenci arasindaki ucurum her gecen gun derinlesiyor.
Istanbul, Ankara, Izmir gibi buyuk sehirlerde ogrenciler ozel ders alabilir, dershaneye gidebilir, kurslardan faydalanabilir. Evlerinde internet var, bilgisayar var, calismaya uygun bir ortam var. Oysa Dogu ve Guneydogu Anadolu daki pek cok koyde okul bile yok, olan okullarda ise ogretmen eksikligi ciddi bir sorun.
Dijital egitim bu ucurumu kapatabilir mi? Pandemi surecinde uzaktan egitim zorunlu hale geldi ve bu donemde gercekler acik bir sekilde ortaya cikti. Internet erisimi olmayan ogrenciler haftalarca egitime katilaamadi. Tablet veya bilgisayari olmayan aileler televizyon uzerinden egitim almaya calisti. Bu durum egitimde firsat esitsizligini daha da derinlestirdi.
Sorunu sadece altyapi ile aciklamak yetersiz kaliyor. Aile bilinci, kultur, ekonomik kosullar ve toplumsal cinsiyet esitsizligi de egitimde firsat esitligini etkileyen faktorler arasinda. Ozellikle kiz cocuklarinin egitimi bazi bolgelerde hala bir sorun. Aileler kiz cocuklarini okutmak yerine evde tutmayi ya da erken yasta evlendirmeyi tercih edebiliyor.
Ogretmen kalitesi de firsat esitliginin onemli bir bilesenidir. Buyuk sehirlerdeki okullara deneyimli ogretmenler atanirken, kirsal kesimdeki okullara yeni mezun, deneyimsiz ogretmenler gonderiliyor. Usteelik bu ogretmenler zor kosullarda calismak zorunda kaliyor ve motivasyonlari dusuk oluyor.
Cozum yolunda hem devlet politikalari hem sivil toplum kuruluslari buyuk rol oynuyor. Sartli egitim yardimlari, ucretsiz ders kitaplari, burslar ve yatili bolge okulllari onemli adimlar. Ancak daha yapisal degisiklikler gerekiyor. Egitim butcesinin artirilmasi, ogretmen yetistirme programlarinin iyilestirilmesi ve kirsal kesimdeki okullarin fiziki kosullarinin duzeltilmesi sart.
Sivil toplum kuruluslari da bu alanda onemli calismallar yurutuyor. Egitim gonulluleri kirsal kesimdeki okullara giderek destek oluyor, kitap kampanyalari duzenliyor, mentorluk programlari yurtuyor. Bu calismalar degerli ama yeterli degil, sistemik bir degisim icin devlet politikalarinda koklu reformlar sart.
Egitim bir ayricalik degil, temel bir haktir. Her cocuk nerede dogduguna, ailesinin ekonomik durumuna ve cinsiyetine bakilmaksizin kaliteli egitim alma hakkina sahiptir. Bu hak saglanmadiigi surece toplumsal adaletten soz etmek mumkun degildir.
Gelecek nesillerin umutlu bir gelecege sahip olmasi icin bugunden harekeete gecmek gerekiyor. Egitimde firsat esitligi sadece bir egitim sorunu degil, bir toplumsal adalet sorunudur. Ve bu sorunun cozumu hepimizin sorumlulugundadir.
Ulkemizin en buyuk zenginligi dogal kaynaklari degil, gencleridir. Bu genclere esit firsatlar sunmak, onlarin potansiyellerini aciga cikarmak icin gerekeni yapmaliyiz. Cunku bir cocugun egitim alamamasi sadece o cocugun degil, tum toplumun kaybidir.
Harika düşünceler, eline sağlık.
Kaleminize sağlık, harika bir yazı.
Araştırmanız çok değerli, paylaşım için teşekkürler.
Her kelimesi çok değerli.
Tam da bugün buna ihtiyacım vardı.
Bu tarz paylaşımlar çok kıymetli.